Kalasların Arasında Bir Avuç Kum
Kalasların Arasında Bir Avuç Kum Askerlik tezkeresinin taze sevinci cebimde, Bursa’ya döndüğümde, dünyayı adaletin terazisiyle tartabileceğine inanan gencecik bir adamdım. Umutlarım, yaşımın getirdiği o deli fişek cesaretle harmanlanmıştı. Devletin açtığı sınavı kazanıp Bursa Maliyesi’nde icra memuru olarak o ilk adımı attığım gün, masamın üzerine yığılan gri, soğuk klasörlerin, yıllar geçtikçe ömrümün en ağır yüküne dönüşeceğini nereden bilebilirdim? O yıllarda sokakta "icra memuru" fısıltısı yükseldi mi, en cesur adamın bile çehresi kireç gibi beyazlardı. Bakışlar bıçak gibi bilenir, arkamızdan uğursuz bir rüzgâr eserdi. Haklıydılar da... Kimse sabahın köründe kapısında devleti, hele ki borç isteyen asık bir yüzü görmek istemezdi. Ama bizim işimiz hislerle değil, imzalarla yürürdü. Hele o evrakın üzerinde Valilik mührü varsa, akan sular durur; devlet alacağını rızayla değilse, kanunla alırdı. Sıradan, kavurucu bir Bursa yazındaydık. Sıcak, şehrin üzerine kurşun gibi ç...