KAYBOLMUŞLAR Ne zaman yola çıktık, ne kadar süredir bu sonsuz boşlukta sürükleniyoruz, tam olarak bilmiyoruz. Ana bilgisayarın kayıtları olmasa, geçmişimize dair hiçbir şey hatırlayamayacağız. Ben diyeyim dört yüz yıl, siz deyin beş yüz... Zaman artık sadece veri dosyalarında yazan rakamlardan ibaret. Bir zamanlar Dünya’da, farklı milletlerin ortak kararıyla büyük bir uzay yolculuğu başlatıldı. Amerika, Rusya, Çin, Almanya, İngiltere, Kanada ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu ülkeler, uzun yıllar süren ortak çalışmalarla dev bir uzay gemisi inşa etti. Amaç, başka gezegenlerde yaşam olup olmadığını araştırmak ve eğer mümkünse insanlık için yeni bir yuva bulmaktı. Binlerce başvuru arasından seçilen yolcular; genetik hastalığı olmayan, üreme yeteneğine sahip, sağlıklı ve yüksek zekâlı kadın ve erkeklerden oluşan çiftlerdi. Her biri uzun eğitimlerden geçirildi. Aralarında bilim insanları, doktorlar, mühendisler, bilgisayar uzmanları, arkeologlar ve genetikçiler vardı. İnsanlığın k...
Doktor Dedemin hayat hikayesi beni her zaman etkilemiştir. Onun azimli ve çalışkan yapısı, aileye olan bağlılığı ve sevgisi her daim örnek alınacak bir davranış biçimiydi. Babamın da dedeme olan hayranlığı ve saygısı her fırsatta dile getirilirdi. Bu aile geleneği, benim de yaşamımı şekillendirdi ve bana güç ve motivasyon verdi. Babamın ani vefatıyla hayatımın yönü değişti. Ancak dedem ve halamın desteğiyle ayakta kalmayı başardım. Onların sevgisi ve destekleriyle üniversiteyi bitirip tıp fakültesine girmek benim için büyük bir başarıydı. Çalışkanlık ve azim sayesinde uzmanlık sınavını kazanıp genel cerrah olarak işe başladım. Mesleğimdeki her başarıda dedemin ve ailemin desteğini hissediyorum. Onların bana aşıladığı değerler, her zorluğun üstesinden gelmemi sağlıyor. Her hasta ile ilgilenirken, onlara sevgi ve şefkatle yaklaşmamın temelinde ailemin öğrettikleri yatıyor. Bu nedenle her tedavi sürecinde hasta ile sadece tıbbi ilişki değil, aynı zamanda insan ilişkisi kurmaya...
Kimsesiz değildi,torunu vardı Uçağımız Sabiha Gökçen’e indiğinde içimde tarifi zor bir duygu kabardı. Yıllar sonra eve dönüyordum ama içim hiç huzurlu değildi. Bir yanım özleme çekilirken, diğer yanım göğsümde ağır bir taş gibi duran belirsizliğe teslim olmuştu. Anneannemi hiç tanıyamamıştım. Dedem, onun ölümünden sonra evlenmiş; annem ve dayımlar bu evliliği kabullenememişti. Bana kalan yarım yamalak bir hikâyeydi. Ama çocuk kalbimle bildiğim tek şey, “anneannem” dediğim o kadının hep yanımda olduğuydu. Kan bağı değil, kalp bağı kurmuştuk biz. Çocukken en çok kimi severdin deseler, tereddütsüz anneannem derdim. Sabrıyla, gülümsemesiyle, sevgisiyle hayatımın direğiydi. Ortaokulda üvey olduğunu öğrendiğimde boynuna sarılmış, “Sen benim hep canım anneannem olacaksın,” demiştim. O gün bana öyle bir sarılmıştı ki sanki içine almak istemişti. Ben büyürken hep yanımdaydı. Hastalandığımda başımda bekledi, üniversite bursum yetmediğinde yardım etti. Kanada’daki iş teklifini kabul edebilme...
Yorumlar
Yorum Gönder