Doktor Dedemin hayat hikayesi beni her zaman etkilemiştir. Onun azimli ve çalışkan yapısı, aileye olan bağlılığı ve sevgisi her daim örnek alınacak bir davranış biçimiydi. Babamın da dedeme olan hayranlığı ve saygısı her fırsatta dile getirilirdi. Bu aile geleneği, benim de yaşamımı şekillendirdi ve bana güç ve motivasyon verdi. Babamın ani vefatıyla hayatımın yönü değişti. Ancak dedem ve halamın desteğiyle ayakta kalmayı başardım. Onların sevgisi ve destekleriyle üniversiteyi bitirip tıp fakültesine girmek benim için büyük bir başarıydı. Çalışkanlık ve azim sayesinde uzmanlık sınavını kazanıp genel cerrah olarak işe başladım. Mesleğimdeki her başarıda dedemin ve ailemin desteğini hissediyorum. Onların bana aşıladığı değerler, her zorluğun üstesinden gelmemi sağlıyor. Her hasta ile ilgilenirken, onlara sevgi ve şefkatle yaklaşmamın temelinde ailemin öğrettikleri yatıyor. Bu nedenle her tedavi sürecinde hasta ile sadece tıbbi ilişki değil, aynı zamanda insan ilişkisi kurmaya...
Kimsesiz değildi,torunu vardı Uçağımız Sabiha Gökçen’e indiğinde içimde tarifi zor bir duygu kabardı. Yıllar sonra eve dönüyordum ama içim hiç huzurlu değildi. Bir yanım özleme çekilirken, diğer yanım göğsümde ağır bir taş gibi duran belirsizliğe teslim olmuştu. Anneannemi hiç tanıyamamıştım. Dedem, onun ölümünden sonra evlenmiş; annem ve dayımlar bu evliliği kabullenememişti. Bana kalan yarım yamalak bir hikâyeydi. Ama çocuk kalbimle bildiğim tek şey, “anneannem” dediğim o kadının hep yanımda olduğuydu. Kan bağı değil, kalp bağı kurmuştuk biz. Çocukken en çok kimi severdin deseler, tereddütsüz anneannem derdim. Sabrıyla, gülümsemesiyle, sevgisiyle hayatımın direğiydi. Ortaokulda üvey olduğunu öğrendiğimde boynuna sarılmış, “Sen benim hep canım anneannem olacaksın,” demiştim. O gün bana öyle bir sarılmıştı ki sanki içine almak istemişti. Ben büyürken hep yanımdaydı. Hastalandığımda başımda bekledi, üniversite bursum yetmediğinde yardım etti. Kanada’daki iş teklifini kabul edebilme...
Ameliyat Ahmet, bembeyaz bir odanın içinde, zamanın akışını yitirmiş gibi bekliyordu. Kolundaki damar yolu, hayatla arasına gerilmiş ince bir iplik gibiydi. Kalbinin atışları, kulağında bir davul gibi yankılanıyordu. Her şey sessizdi ama içinde fırtınalar kopuyordu. Birazdan adı seslenecek, ameliyathanenin kapıları açılacak ve bilinmeze doğru bir yolculuğa çıkacaktı. Aklında ne bir korku ne de bir cesaret vardı. Sadece belirsizlik... Kontrolün tamamen elinden alınmış olması, onu en çok huzursuz eden şeydi. Gözlerini kapattı, anılar bir film şeridi gibi akmaya başladı. Çocukluğu, gençliği, ilk aşkı… Sonra eşi Ayşe geldi aklına. Onun endişeli ama bir o kadar da umut dolu bakışları… Ameliyata girmeden hemen önce fısıldadığı o sözler: "Her şey güzel olacak, biliyorum." Bir ara dışarıdan gelen bir kahkaha sesiyle irkildi. Koridorda çocuklar koşuşuyordu belli ki. Bu normal hayatın sesi, Ahmet'in içinde bulunduğu durumu daha da garip kılıyordu. Dışarıda hayat devam ediyordu, ...
Yorumlar
Yorum Gönder